29 Mart 2008 Cumartesi

Amerika'da Neler Oluyor?

Su siralar sanirim dunyadaki pekcok insanin kafasini kurcalayan bir soru olsa gerek: Amerika'da neler oluyor? Dolar tepetaklak dusuyor, ekonomi goctu gocecek, ekonomik durgunluk (recession) oldugunu herkes kabul ediyor da acaba tumden gocecek mi (depression) diye herkes beklesiyor. Sahi gercekten neler oluyor?

Ey Azizan! Simdilerde pek kimse kendisinden bahsetmese de eskiden bir Erbakan Hoca vardi. Hocam, mubarek, dunyayi ikiye ayiriyordu: Adil duzen ve faizci duzen. Sonra da dunyanin basina ne geliyorsa bu faizci duzen yuzunden gelir derdi hep. Simdi olanlara bakinca insanin kendi kendine "Acaba Hoca'nin hakki mi vardi?" diyesi geliyor.

Efendim kisaca anladigimi sizinle paylasayim. Daha iyi bilenler varsa onlar hepimizi aydinlatsinlar, hep beraber toplu anlama eylemi gerceklestirelim.

Turkiye'de son birakac senedir cok lafi edilen Morgıç Amerikan gavurunda ev almak icin hemen hemen tek yontem. Insanlar biriktirip harcamak aliskanligindan vazgecip, harcayip sonra faiziyle odemek aliskanligini edindikten beri ev fiyatlari almis basini gitmis, tutabilene askolsun. Su fakirin oturdugu ev San Diego vilayetinin ortalama bir semtinde ortalama bir ev. Hediyesi ev fiyatlari tepe noktadayken $600,000 dolarcik idi. Tum sorunlara ragmen hala da 550,000 den asagi etmez herhalde. Simdi bunu okuyanlar fakiri aileden varlikli sanip ic gecirmesinler, biz sadece el kapisinin kiracisiyiz buralarda.

Efendim gelelim sorunun nereden ciktigina. Simdi insanlar bu kadar parayi denklestirip ev alamayacagina gore, gidip bankalarin kapisini caliyor ve faiziyle borc para istiyor. Bankalar evinin ipotegi karsiligi para dagitiyor insanlara. Borc para verembilmek icin de daha buyuk is yapan bankalardan faiziyle borc para aliyorlar. Mesela diyelim ev alan musteriye %7 faizle para veriyorlar, ama kendileri %6 faizle borc para aliyorlar disaridan. Aradaki %1'lik kisim ortada 100 milyar dolar para dondugunde ciddi bir yekun tutuyor. Bankalara para veren buyuk bankalar parayi baska yatirimcilardan aliyor. Mesela devletlerden yahut da cok buyuk sirketlerin yatirimlarindan. Mesela Cin ya da Rusya devleti gelip oraya %5 faizle para yatiriyor. Yahut da IBM, Microsoft, yahut da Wal-Mart emeklilerin parasini tuttuklari hesabi degerlendirmek icin bu bankalara yatiriyorlar parayi. Onlar da %6 faizle diger bankalara borc veriyorlar. Aradaki fark onlarin payi oluyor. Boylece kucuk ev sahiplerinin parasi birkac asamadan gecip dunyanin her yerinden geliyor.

Normalde sistem kendine gore iyi calisiyor. Mortgage genel olarak riski dusuk bir yatirim. Daha baska bir deyisle, ev sahibi olan insanlar ev sahibi olmanin dayanilmaz hafifligiyle ay basi geldiginde pasa pasa bankaya gidip borcunu yatiriyor. Normal sartlarda pek borcunu odemeyen cikmiyor. Son yillardaki sorun sistemin geri tepmesiyle alakali.

Ev alanlarin borcunu odeyip riskin dusuk oldugunu goren buyuk yatirimcilar ellerindeki cok buyuk miktarladaki parayi degerlendirecek yer bulamadiklarindan dogrudan getirip buyuk bankalara yatiriyorlar. Neticede risk dusuk, alacaklari %5 neredeyse garanti. O buyuk bankalar ellerindeki haddinden fazla parayi kucuk bankalara cok soru sormadan veriyorlar. Ne de olsa gelecek %6 garanti. Kucuk bankalar ellerindeki cok miktardaki parayi cok soru sormadan ev alanlara veriyorlar. Ne de olsa %7 garanti. Ortada para cok ama ev alan sinirli sayida insan var. Dolayisiyla bankalar arasi kredi dagitma yarisi basliyor. Onceden bir ev alacak insandan evin parasinin %20'sini cebinde getirip pesin yatirmasini bekleyen bankalar rekabetten dolayi bu miktari gittikce dusuruyorlar. %10, %5, %3, %2 derken cebinde bes kurus parasi olmayan insanlar yuzbinlerce dolar degerinde evleri satin almaya basliyorlar. Bankalar bu kadar kolay kredi dagittikca ev almayi hayalinde bile goremeyecek adamlar ikiser ucer ev almaya basliyorlar. Rivayete gore Las Vegas'taki kumarhanelerde calisan kotu kadinlarin ucer ebser evleri varmis. Talep arttikca ev fiyatlari hizla artmaya basliyor. Birkac sene once 200,000 etmeyen evler bir anda 600,000 dolara satilmaya baslaniyor.

Fiyatlar arttikca bankalar daha da kolay kredi veriyor. Zira borc alan parayi odemese ne gam, ne keder. Nasil olsa adami evden kovup ayni evi bu sefer daha pahaliya yeniden satabilirler. Parayi geri aldiklari gibi cok kisa surede ikinci defa faiz anlasmasi yapabilirler. Kisacasi bir kisir donguye giriliyor. Fiyatlar artiyor, fiyat arttikca normal sartlarda azalmasi gereken talep anormal sartlar yuzunden gittikce daha da artiyor. Veee....

Bir noktaya geliyor, fiyatlar artik ulasilmaz seviyeye geliyor. Ortalama bir ev fiyati 600,000 demek Turkiye'den cok ucuk gorunebilir de Amerika'dan bile dudak ucuklatacak bir rakam. Insanlar ev aliyor, aliyor alamaz oluyorlar. Sonra hani ne demisler atalar "Borc yiyen kesesinden yer". Her kemalin bir zevali oldugu gibi her borcun bir geri odemesi var elbet. Hani biraz once normal sartlarda ev almayi ruyasinda goremeyecek adamlar ev aldilar demistik ya. Iste o adamlar borcunu odeyemiyor. Banka evlerine el koyuyor, veee... Ev satilmiyor tabii. Iki odali 90 metrekare bir apartman dairesine 400,000 dolar vermenin garipligi ortaya cikiyor. Bankalar sikintiya giriyor. %7 geri gelmiyor. Zora giren bankalar duruyorlar, duruyorlar, duramiyorlar. Iflas bayragini cekiyorlar.

Bankalara kim para vermisti? %6'cilar. Hmm, galiba onlarin da parasi geri gelmiyor. Bekliyorlar, bekliyorlar, bakiyorlar, gelen giden yok. Isler kesat, onlar da iflas bayragini cekiyorlar.

Buyuk bankalara kim para vermisti? %5'ciler. Onlar kimdi, buyuk sirketlerin emeklilik fonlari, cok buyuk yatirimcilar, hatta devletler. Iflas etmeseler de onlar da zor gunler gecirmeye basliyorlar. Bunalim oluyor, sikinti oluyor.

"Peki ama, ey garip adam, neden dunya etkileniyor bundan?" dediginizi duyar gibi oluyorum. Efendim, dedik ya faizci duzen globallesen dunyada sinir minir tanimiyor. Turkiye'ye sicak apar girdi, soguk para cikti, mesrubat icti kacti hikayeleri hergun gazetelerde cikiyor zaten. Turkiye'ye bir gunde giren cikan para elbet baska memleketlere de isik hizina yakin hizda girip cikiyor. Amerika'ya yatirimlar ben deyim Avrupa'dan, siz deyin Cin'den, Macin'den geliyor. Dahasi ayni duzen Ingiltere'de, Kanada'da, hatta Avrupa'da da aynen isliyor. Insanlarin morgic morgic diye gozlerinde buyuttukleri duzen yillar yili "medeniyyet denilen tek disi kalmis canavar"in son dokulen dislerinden. Amerika'da olan belki daha kucuk boyutta da olsa her yerde yasaniyor.

"Peki ama tum ekonomi neden gocuyor?" derseniz onun da cevabi var elbet. Efendim, dedik ya para aslinda cok farkli yerleden geliyor morgic duzenine. Buyuk sirketlerin yatirimlarindan tutun da nereye el atsaniz para morgic icin giriyor olabilir. Bu bir. Ikincisi bu ev sahipleri gokten zembille inmis insanlar degil elbet. Onlar da toplum icinde yasayan insanlar, onlar da ev bark, coluk cocuk sahibi vatandaslar. Komsulari, arkadaslari, analari, babalari daha bilmem neleri var. Bir kere bu morgic hadisesinden dogrudan etkilenen insanlar zaten milyonlarca fert. Dusunun bir kere, borcunuzu odeyemediniz diye banka gelse sizi evden atip evinize el koysa kendinizi yeni araba, buz dolabi, camasir makinesi, bilgisayar alacak modda hisseder misiniz? Peki ya tatile cikip para harcar misiniz? Cocugunuzu ozel okula goderir misiniz? Yemek yerken pirzola mi bulgur pilavimi once akliniza gelir? Hmm, ben de oyle dusunmustum.

Dahasi, oglunuz, kiziniz, arkadasiniz, akrabaniz, komsunuz ayni anda bu durumlara duserken sizin icinizden alisveris yapmak gelir mi? Allah sizi inandirsin, ferdiyetciligin doruk noktasi Amerika'da bile insanlarin icinden gelmiyor. Peki ama sonuc ne oluyor?

Efendim, camasir makinesi satilmayinca camasir makinesi fabrikasi isci cikariyor. O isciler issiz kalinca araba alamiyorlar haliyle. Araba satilmayinca lastik fabrikasi yeni yaptirmak istedigi fabirka duvarini bir sene erteliyor. Duvar utasi issiz kalinca aksam pizza yemek yerine iki yumurta kiriyor. Isleri azalan pizzaci oglunu okula arabayla birakmak yerine otobusle gonderiyor. Benzinlikte calisan, daha dogrusu calisamayan Hintli cocuk yemegine daha az kori tozu koymaya basliyor. Ve boyle zincirleme bir reaksiyon gidiyor, sonunda ekonomi zora dusuyor. Tek sorun insanlarin kafasina bir belirsizlik, bir guvensizlik, bir bunalim olmasi.

Bunlar neden oldu demistik? Ha, Erbakan Hoca'ya hakvermistik galiba.

Peki ama aslinda gercekten enden oldu bunlar? Insanlar bu kadar mi basiretsizdi? Bu kadar mi ortada olan sorunu goremediler?

Iste o noktada insanin aklina baska birsey geliyor: "Alma mazlumun ahini, cikar aheste aheste"

1 Yorum:

saat: 11 Eylül 2008 Perşembe 09:07 , Blogger eski dedi ki...

Bir olay ancak bu kadar guzel anlatilabilir. Ellerine saglik.

-
www.islammedeniyeti.com

 

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa