22 Eylül 2010 Çarşamba

Uskudar'a Gider Iken ...

Uskudar'a gider iken
Aldi da bir Yagmur

Bana deseler ki en iyi bildigin Istanbul turkusu hangisidir, herhalde "Uskudar'a gider iken" derdim. Dilimden de pek dusmez bu nagmeler. Islik calmaya da cok musaittir soylemesi ayip.

Nereden aklima geldiyse geldi, gecenlerde oturdum bu sarkinin tarihcesini biraz arastirdim. Bendenizi oldukca sasirtan ilginc bir neticeye ulastim.

Efendim vakt-i zamaninda, yigit Osmanli cengaverlerinin Kirim'i yeniden almak icin Ingiliz ve Frenk asakiriyle omuz omuza Ruslara karsi savastigi 1850'li yillarda Istanbul'a bir Iskoc birligi gelmis. Malum Iskocya eski adiyla Buyuk Britanya, yeni adiyla Birlesik Krallik'in parcasi ya, Iskoc askerleri de Britanya saflarinda savasmak uzere memleketimize gelip yerlesmisler. Iclerinden bir bestekar cikip bu bildigimiz Uskudar'a gider iken sarkisini bestelemis. Etekli Iskoc askerleri bu sarkiyi soyleyerek sokaklarda dolasir, Turk halki da bu hilkat garibesi "Donsuz Askerleri" seyrederek eglenirmis. Sarki nasil bir gufteyle soylenirdi bilinmez.

O yillar tam da Osmanli'da muasir medeniyet seviyesine cikmanin Avrupali gibi giynmekle olacaginin sanildigi yillar. Padisah ferman buyurmus, memurin pantolon ve uzun ceketler giymeye baslamis. Ne memurin alisabilmis bu kiyafetlere ne de ahali. Daha once kiyafeti degisen eli sopali asakire laf soyleyemeyen ahali hincini gariban memurinden almislar. Garibanlar koyun delisi gibi ahaliye maskara olmuslar.

Rivayet odur ki halk bu Iskoc sarkisini cok begenmis. Bir kisim kulhan beyleri de memurinle dalgalarini gecmek icin biyiklarini bura bura bu sarkiyi soylerlermis. "Katibimin setresi uzun, etegi camur" "katip uykudan uyanmis gozleri mahmur" laflari da gariban mamurlari ti'ye almak icin soylenir olmus.

Melodinin A la Turca nefaseti, guftenin siyasi ortama kamilen uygunluk gostermesi neticesinde halk sarkiyi dillerden dusurmez olmus. Hatta bir rivayete gore akli ticarete iyi calisan Iskoc bezirganlari tutup bir de bu melodiyi calan calar saatler yaptirip Istanbul'da satmaya baslamislar da saatin girmedigi ev kalmamis.

Membai ne olursa olsun, bu sarki bizim sarki. Uskudar bizim, katip bizim, asakir bizim. Varsin Iskoclar ilk soylemis olsunlar.

21 Eylül 2010 Salı

Amerika'da Kutuphaneler

Malumaliniz fakir askere gidecek ya, hazirlik yapiyor. Bilimum ivir zivir yaninda dostlar sagolsun askerde bol miktarda mevcut olan sira bekelemeler sirasinda okumak uzere kitap almami tavsiye ettiler. Ben de kutuphanenin yolunu tuttum.

Kitabi kutuphaneden asiracagimi dusunler varsa askolsun. Henuz o kadar degil. Efendim arzedeyim vaziyyeti. Bu gavur milleti, ve dahi onlarin yaninda yoresinde yasayan gavur olmayan baska milletler de dahil olmak uzere, bizim milletten cok okuyorlar. Okumanin faziletlerine cok girmeden ve aziz milletime cok fazla dokundurmadan gavurlari takdir eyleyip bunu bir yana birakalim.

Gavuristandaki ahali okuyup bitirdikleri kitaplari bir kutuya koyup kutuphanenin yolunu tutuyorlar. Kutuphanedeki sevgili amcalar ve teyzeler bu kitaplari elleriyle bir bir oksayip begendiklerini ve dahi kutuphanenin ihtiyaci olanlari umum ahalinin istifadesi icin rafa kaldiriyorlar. Geriye kalan kutubu de halka arz ediyorlar. Hediyesi ben diyeyim 25 kurus, siz deyin elli kurus. Cok cok olsa bir dolar. Kutuphaneyi ziyarete den ahali de ucuz kitap bulunca magribileri ornek alip guzelce elden gciriyorlar bunlari. Okunan kitap tekrar geliyor ve bir baska garibe nasip oluyor. Sonra tekrar geliyor ve bir baskasina. Kutuphane hem kolleksiyonunu zenginlestiriyor, hem de uc bes kurus para kazaniyor bu sayede. Ahali de ucuza kitap edinmis, hem de evdeki kalabaliktan baskalarini da memnun edecek sekilde kurtulmus oluyor. Guzel sistem vesselam.

Efendim, simdi fakir gitti kendine uc adet kitap aldi: Walmart'i kuran Sam Walton Amca'nin hatirati, HP'yi kuran David PAckard Amca'nin tarihce-i hayati ve dahi Silikon Vadisinin meshur yatirimcilarindan Guy Kawasaki Abimizin genc yatirimcilara ogutlerini iceren bir kitap. Niyetimiz askerde yemek sirasinda, kantin sirasinda, komutanin bizi saymasini bekledigimiz sirada, bot sirasinda ve dahi tum siralarda bu uc kitabi elden gecirmek.

Ogrendiklerimi zaman icinde paylasacagim...

18 Eylül 2010 Cumartesi

Merhaba Dunya - 2

Merhaba Dunya...

Tekrar Merhaba...

Osmanli sitesini kapattiktan beri blog isine de ara verdigimi farkettim. Simdi geriye donup baktim, yillar olmus yazi yayinlamayali. Dile kolay. Bir "yil" kelimesi aliyorsun, arkasina bir "lar" ekliyorsun, cok kolayca soyleniveriyor.

Neler oldu bu birden cok yil icerisinde? Neler olmadi ki... Ailemizin sayisi iki kisiden uce cikti mesela. Iki defa tasindik, birisi Beled-i San Diego icinde digeri de meshur Silikon Vadisi havalisine. Iki defa is degistirdim. DivX namiyla meshur aziz memleketimizde de cokca bilinen sirkette omrumun iki bucuk senesini gecirdikten sonra tamamiyle kendi rizamla ayrilip TiVo namindaki sirkette ise basladim. Koprunun altindan cok sular gecti, eski camlar bardak oldu, sacima aklar doldu...

Geldik bugune vardik. Degisen cok sey yaninda degismeyen de pekcok sey var. Yine birden cok yil once ilk yazilarimdan birinde "Fakirin elini atip yarim biraktigi isler coktur. Bakalim bu ne kadar surecek" mealinde bir iki kelimeyi bosa harcamis idik. Simdi kendini tekrar etme pahasina aynisini soyleyecegim.

Niyet edip basliyoruz. Allah utandirmasin.

Haydi Bismillah...