20 Kasım 2010 Cumartesi

Selamsiz Bandosu

Askeriye gunleri hafizamin tozlu raflarinda birer ikiser yerini almaya coktan baslamis olsa da bazi hadisat var ki raflarin arasinda hemen kendini one cikariyor.

Efendim, bizim askerligin son gunlerine dogru omuzunda muhtelif rutbeler bulunan zevat arasinda bir telas aldi yurudu. Teftis var hazirlanmamiz lazim lafi ortalikta sel oldu akti, yangin oldu yakti. Uzun donem askerler icin egitimler artti, olmayan egitimler icadedildi. Gecenin bir vakti zavalli cocuklar atisa gittiler, gunlerce gece 12'ye kadar patir kutur silah sesleri geldi.

Bir de ortalikta bir temizlik harekati aldi yurudu ki sormayin. Askeri koguslara sokmadilar gunlerce. Sorarsan yassak hemserim. Kogusta 6 tane "Hela" var. (Bu arada herseyin Turkcesini bulmaya calisan buyuklerimizin hela lafinda neden israr ettiklerini de anlamak zor, zira hela Arabi lugatindan gecme bir tabirdir) 6 heladan 3'u her zaman acik, 3'u her zaman kapali. 610 kisilik bolukte toplam 15 adet tuvalet acik bulunduruluyor, tabii millet sabah aksam sira bekliyor, sonra da ortalik batiyor ister istemez. Teftis soylentisinin dibe vurdugu gunlerde millet disari ciktiktan sonra acik olan 3 helayi kapatiyorlar, kapali olan 3 helayi aciyorlar ki komutanlar gelince temiz gorsun helayi.

Isin daha ilginci boluk egitim alani yakininda bir tane daha hela var asker kullansin diye yapilmis ve koguslardakiler disinda da baska hela yok. Gavurlarin dedigi gibi tabiat ana cagirdiginda gidilecek iki yer var kisacasi. Ve teftis vesilesiyle ikisi de kapali. Allah'tan Rabbim buyuk bir nimet olarak agaclari yaratmis. Hem gariban agaclarin da sulanmaya ihtiyaci var degil mi? O gun iste askeriyedeki agaclarin neden daha gur ve buyuk oldugunu cozdum.

Asil bir de teftis gunu var ki onu hatirlamak bile istemiyorum. Ortalikta bir telas, bir telas. Egitim ve Doktrin Komutani Org. Saldiray Berk gelecekmis. Hani su Ergenekon davasinda adi en cok gecen abimiz. Asker arasinda abimize saygisini sunan sunana. Bu kadar saygi da fazla diye insanin kulagini kapatasi geliyor adeta.

Ogleden sonra birden demiri kesen bir emir geldi, tum askerler egitim alaninin yanindaki derede toplanacak. Sonra belli mangalardan 30'ar kisi sectiler. Onlari egitim alanina goturduler. Gerisini de derenin icine yatirdilar. Sigara icmek yasak. Tuvalete gitmek yasak. Oradan ayrilmak yasak. Ayakta dolasmak yasak. Ustune bir de yagmur yagmasin mi. Tam 3 saat boyunca yagmur altinda o agac senin bu agac benim dolasti millet. Egitim alanina gidenlere de guya egitim yaptirdilar. Yagmur altinda, tufek ellerinde saatlerce bekledi durdu garibanlar. Ta ki yagmur sulari musamba misali kamuflajin icinden gece ve donlarini dahi pak eyleye. O arkadaslarin sonraki durumlarini gormeliydiniz. Dunyada cok az komutana bu yogunlukta saygi sunulmasi nasip olmustur.

Sonucta ne oldu diyeceksiniz. 3 saatlik islak bekleyisin ardindan uzun bir konvoyla buyugumuz gecti. Bir suru koruma arabasi, baska komutanlarin oldugu arabalar ve bir de ambulans. Belki 10 araba cok hizli bir sekilde egitim yapan arkadaslarin arasindan bizi derin dusuncelere garkederek gecti gitti. Once Sener Sen'in basrol oynadigi "Selamsiz Bandosu" filmi geldi aklimiza. Hani Cumhurbaskani gelecek diye bir kucuk kasabada binbir zorlukla bir bando kuruluyor da sonra Cumhurbaskani trenden el sallayip geciyor ya. Iste hadise ona cok benziyordu dogrusu. Hatta komutanimiz egitim yapan asakire dikkat kesilmis miydi yoksa elindeki cep telefonuyla mi oynuyordu onu bir tek Allah bilir.

Dahasi, askeriyenin icinde, guvenli bir ortamda 5 tane koruma arabasina ve bir de ambulansa ne gerek var, o da bir muamma olarak kalmaya devam edecek. Yoksa buyuklerimiz kendi ordusuna, kendi askerine, kendi halkina guvenmiyorlar mi?

Isin kokusu sonradan cikti. Rivayet odur ki buyuk komutanimiza her kogusta 25 kisi oldugu soylenmis. Lakin her kogusta aslinda 50 kisi vardi. Basit bir matematik hesabiyla askerin yarsinin ortadan kaldirilmasi lazim gelmis. Burasi Turkiye. David Copperfield burda yasamiyor ki amcayi cagiralim, hokus pokus yapsin yok etsin askeri. Car nacar komutanlarimiz da askeri dereye doldurup ortaliktan yok etmeyi dusunmusler.

Ne demistik. Askerlikte sorgulamak yok. Asker oraliktan kaybolunacak! Kaybol!

Etiketler:

3 Kasım 2010 Çarşamba

Kahraman Turk Ordusu

Bilen dostlar biliyor, fakir gectigimiz haftalarda 58. Piyade Alayi'nda askerligini yapti da geldi. Seninki de askerlik mi demeyin, aliniyorum. 3 hafta yapmis olsak da 30 sene anlatacak hatirayla donduk Burdur'dan.

Askerlik goz acici bir tecrubeydi. Zaten en bastan bunu sosyolojik bir deney ve tecrube olarak gorerek baslamak hem askerligi kolaylastirdi, hem de gozumu acik tutup bazi seyleri daha iyi ve farkli gormeme yardim etti.

Herseyden once Kahraman Turk Ordusunu tanima firsati buldum. Kucuk ve secme bir pencereden de olsa, hadiseye iceriden bakmak goz aciciydi. Sonra Turkiye'yi tanidim. Malum yillardir uzaklarda kalmisiz. Gazetelerden takip etsek de Turkiye eski Turkiye degil. Biz degistigimiz gibi o da degisiyor. Dahasi Avrupa Turklerini yakindan tanima firsatim oldu. Yeni dostlar edinip yeni bilgiler ogrendim. Ve daha pekcok konuda gozlem yapma, dusunme, konusma firsati buldum.

Oncelikle Kahraman Turk Ordusundan baslayalim. Ilk soyleyecegim, Allah kimseyi bu ordunun savunacagi bir ulkede savasa sokmasin demek olacak. Isler oyle bir salla pati yapiliyor ki sormayin. Hersey tamamen goz boyamaca ve cok afedersiniz vucudun arka tarafini ortme uzerine kurulu.

Askerde temel hadise, ustler her zaman haklidir, ne yapsa yeridir uzerine kurulu. Size ilk ogrettikleri sey "Tekmil vermek". Yani omuzunda sizden daha cok cizgi ya da yildiz olan birini gordugunde yanina gidip "Ali Veli Konya Emret Komutanim!" demek. Emret komutanim kismina dikkatinizi cekerim. Ilginctir, telefon acarken bile "Emret komutanim" diye aciyorlar telefonu.

Hal boyle olunca, ustler de her turlu islerinde "La Yus'el" edasiyla ortada dolasmakta sonsuz bir hak goruyor. Ta ki daha buyuk "La Yus'el"ler ortalikta gorunene kadar.

Askerlik boyunca her turlu rutbe ve seviyedeki askerden defalarca duydugumuz bir ifade vardi. En veciz seklini yagmurlu bir gunde ortalikta dolasmasinlar diye 600 kisilik bolugun toplandigi salonda herkesin huzurunda bir uzman cavus soyledi: "Eger komutanlarim bana firca kayarlarsa ben de size kayarim. Onun icin dikkatli olun, kimse kimseye kaymasin"

Dedik ya, hadise tamamen goz boyamaca ve ustlerinizin size kaymamasi uzerine kurulu. Mesele is yapmak, bir urun ortaya cikarmak, faydali olmak filan degil. Ort, kapat, cal, cirp, ne yaparsan yap, sadece yukarinin haberi olmasin yeter. Nasil olsa asagidakiler sana kul olmak zorunda.

Askerde yasadigim pekcok olaydan Turkiye'de yasanan hadiseleri de anlamaya calistim. Mesela Turkiye'nin tam manasiyla bir askeri rejim oldugunu ve pekcok acidan hala bunu devam ettirdigini dusundum. Neden ogrenciler sabahlari sira olur, tek kol hizaya gelir, sayilir, ondan sonra sinifa alinir bizim memlekette? Sogukta yarim saat beklemenin egitimle nasil dogrudan bir alakasi vardir? Neden beden egitimi derslerinde ogrenciler rahat, hazirol, saga don, sola don vs komutlardan sinif gecme notu alirlar? Neden Milli Guvenlik diye bir ders vardir ve rutbeli askerler girer bu derse? Neden subay kapida gorununce gur sesli bir ogrenciye "Dikkat!" diye bagirtilir ve herkes bir anda ayaga kalkmaya zorlanir? Gecmise dair cok sorular canlandi kafamda.

Bir de su parka hadisesi var ki evlere senlik. Bizim boluk komutani emretti, "Arkadas, hava soguk olsa da parka giyilmeyecek! Buranin bir nizami var. Asker dedigin hep ayni tip olur!" Komutandir, her ne kadar yasi bizden 10 yas kucuk olsa da, olsun buyugumuzdur, dedigini yapalim dedik. Buyugumuzun dedigini yapmayan arkadaslara da zaten kimin buyuk oldugu bilahare gosterildi. "Fakat komutanim, hava cok soguk, usuyoruz, hastayiz, ilac kullaniyoruz" vs itirazlari kimse ilgili hicbir uzvuna sallamadi. Yagmur da yagsa, hava ayaz da olsa buyugumuz buyuklugunu surekli hatirlatti bize.

Isin ilginc tarafi, diger boluklerin buyukleri, buyuk olduklarini askere parka giydirerek gosterdiler. "Arkadas, bundan sonra parka giyilecek. Soguk da olsa, sicak da olsa, asker dedigin tek tip olur" diyerek buyuk olduklarini bir kere daha isbat etmisler. Neden iki farkli buyuk tipi var, mantikli bir sekilde hava durumuna gore bir karar verseler olmaz mi diyeceksiniz. Mantik denen seyin nizamiyeden iceri girip girmedigi mevzusuna hic girmeden sadece sunu sorayim size: Eger buyuklerimizden baska birileri mantikla karar verse buyuklerimizin buyuk oldugu nasil anlasilacak?

Simdi bunu gercek hayata uyalaryip dusunuyorum da mesela basortusu sorunu aklima geliyor. "Arkadas, bundan sonra basortusu ortulmeyecek! Bu ulkenin bir nizami var! Vatandas dedigin tek tip olur!" diye bazi buyuklerimizin haykirdigini duyar gibi oluyorum. Dindir, imandir, tercihtir, demokrasidir, haktir, kanundur vs itirazlarin da kimsenin hicbir uzvunu gordugunu sanmam. Buyuklerin buyuklugunu kabul etmeyenler de bilahare kimin buyuk oldugu konusunda bilgilendirildiler zaten.

Dedik ya, uc hafta askerlikten 30 senelik hatira cikarttik. Yavas yavas anlaticaz artik.

Etiketler: