3 Kasım 2010 Çarşamba

Kahraman Turk Ordusu

Bilen dostlar biliyor, fakir gectigimiz haftalarda 58. Piyade Alayi'nda askerligini yapti da geldi. Seninki de askerlik mi demeyin, aliniyorum. 3 hafta yapmis olsak da 30 sene anlatacak hatirayla donduk Burdur'dan.

Askerlik goz acici bir tecrubeydi. Zaten en bastan bunu sosyolojik bir deney ve tecrube olarak gorerek baslamak hem askerligi kolaylastirdi, hem de gozumu acik tutup bazi seyleri daha iyi ve farkli gormeme yardim etti.

Herseyden once Kahraman Turk Ordusunu tanima firsati buldum. Kucuk ve secme bir pencereden de olsa, hadiseye iceriden bakmak goz aciciydi. Sonra Turkiye'yi tanidim. Malum yillardir uzaklarda kalmisiz. Gazetelerden takip etsek de Turkiye eski Turkiye degil. Biz degistigimiz gibi o da degisiyor. Dahasi Avrupa Turklerini yakindan tanima firsatim oldu. Yeni dostlar edinip yeni bilgiler ogrendim. Ve daha pekcok konuda gozlem yapma, dusunme, konusma firsati buldum.

Oncelikle Kahraman Turk Ordusundan baslayalim. Ilk soyleyecegim, Allah kimseyi bu ordunun savunacagi bir ulkede savasa sokmasin demek olacak. Isler oyle bir salla pati yapiliyor ki sormayin. Hersey tamamen goz boyamaca ve cok afedersiniz vucudun arka tarafini ortme uzerine kurulu.

Askerde temel hadise, ustler her zaman haklidir, ne yapsa yeridir uzerine kurulu. Size ilk ogrettikleri sey "Tekmil vermek". Yani omuzunda sizden daha cok cizgi ya da yildiz olan birini gordugunde yanina gidip "Ali Veli Konya Emret Komutanim!" demek. Emret komutanim kismina dikkatinizi cekerim. Ilginctir, telefon acarken bile "Emret komutanim" diye aciyorlar telefonu.

Hal boyle olunca, ustler de her turlu islerinde "La Yus'el" edasiyla ortada dolasmakta sonsuz bir hak goruyor. Ta ki daha buyuk "La Yus'el"ler ortalikta gorunene kadar.

Askerlik boyunca her turlu rutbe ve seviyedeki askerden defalarca duydugumuz bir ifade vardi. En veciz seklini yagmurlu bir gunde ortalikta dolasmasinlar diye 600 kisilik bolugun toplandigi salonda herkesin huzurunda bir uzman cavus soyledi: "Eger komutanlarim bana firca kayarlarsa ben de size kayarim. Onun icin dikkatli olun, kimse kimseye kaymasin"

Dedik ya, hadise tamamen goz boyamaca ve ustlerinizin size kaymamasi uzerine kurulu. Mesele is yapmak, bir urun ortaya cikarmak, faydali olmak filan degil. Ort, kapat, cal, cirp, ne yaparsan yap, sadece yukarinin haberi olmasin yeter. Nasil olsa asagidakiler sana kul olmak zorunda.

Askerde yasadigim pekcok olaydan Turkiye'de yasanan hadiseleri de anlamaya calistim. Mesela Turkiye'nin tam manasiyla bir askeri rejim oldugunu ve pekcok acidan hala bunu devam ettirdigini dusundum. Neden ogrenciler sabahlari sira olur, tek kol hizaya gelir, sayilir, ondan sonra sinifa alinir bizim memlekette? Sogukta yarim saat beklemenin egitimle nasil dogrudan bir alakasi vardir? Neden beden egitimi derslerinde ogrenciler rahat, hazirol, saga don, sola don vs komutlardan sinif gecme notu alirlar? Neden Milli Guvenlik diye bir ders vardir ve rutbeli askerler girer bu derse? Neden subay kapida gorununce gur sesli bir ogrenciye "Dikkat!" diye bagirtilir ve herkes bir anda ayaga kalkmaya zorlanir? Gecmise dair cok sorular canlandi kafamda.

Bir de su parka hadisesi var ki evlere senlik. Bizim boluk komutani emretti, "Arkadas, hava soguk olsa da parka giyilmeyecek! Buranin bir nizami var. Asker dedigin hep ayni tip olur!" Komutandir, her ne kadar yasi bizden 10 yas kucuk olsa da, olsun buyugumuzdur, dedigini yapalim dedik. Buyugumuzun dedigini yapmayan arkadaslara da zaten kimin buyuk oldugu bilahare gosterildi. "Fakat komutanim, hava cok soguk, usuyoruz, hastayiz, ilac kullaniyoruz" vs itirazlari kimse ilgili hicbir uzvuna sallamadi. Yagmur da yagsa, hava ayaz da olsa buyugumuz buyuklugunu surekli hatirlatti bize.

Isin ilginc tarafi, diger boluklerin buyukleri, buyuk olduklarini askere parka giydirerek gosterdiler. "Arkadas, bundan sonra parka giyilecek. Soguk da olsa, sicak da olsa, asker dedigin tek tip olur" diyerek buyuk olduklarini bir kere daha isbat etmisler. Neden iki farkli buyuk tipi var, mantikli bir sekilde hava durumuna gore bir karar verseler olmaz mi diyeceksiniz. Mantik denen seyin nizamiyeden iceri girip girmedigi mevzusuna hic girmeden sadece sunu sorayim size: Eger buyuklerimizden baska birileri mantikla karar verse buyuklerimizin buyuk oldugu nasil anlasilacak?

Simdi bunu gercek hayata uyalaryip dusunuyorum da mesela basortusu sorunu aklima geliyor. "Arkadas, bundan sonra basortusu ortulmeyecek! Bu ulkenin bir nizami var! Vatandas dedigin tek tip olur!" diye bazi buyuklerimizin haykirdigini duyar gibi oluyorum. Dindir, imandir, tercihtir, demokrasidir, haktir, kanundur vs itirazlarin da kimsenin hicbir uzvunu gordugunu sanmam. Buyuklerin buyuklugunu kabul etmeyenler de bilahare kimin buyuk oldugu konusunda bilgilendirildiler zaten.

Dedik ya, uc hafta askerlikten 30 senelik hatira cikarttik. Yavas yavas anlaticaz artik.

Etiketler:

0 Yorum:

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa